Çocuk Gelinler: Hepimiz İçin Yapacak Bir Şey Mutlaka Var

Uluslararası belgelere göre, on sekiz yaşın altında yapılan her evliliğe çocuk evliliği ve evlenen her kıza çocuk gelin denilmektedir. Burada evlilik kavramı hukuki evliliğe işaret edebileceği gibi zaman zaman da sosyolojik evliliğe işaret etmektedir ki bu, durumu çözüm arayanlar için daha da karmaşık ve zor bir hale getirmektedir. Hukuki evlilikleri yasal bir takım zorlamalar ve daha sert cezalar ile çözebilme umudu varken yalnızca sosyolojik olarak gerçeklesen bu tip evlilikleri engellemek nasıl mümkün olabilir? Bu konuya kafa yoranların karşısında duran en kritik sorulardan biri bu.

Konu Türkiye açısından da son derece önemli. Türkiye’de, her üç kadından birinin çocuk evliliği yapmış olduğunu söylemek mümkündür ki bu istisna kabul edilebilecek ya da normal karşılanabilecek bir oran değildir. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yapılan Nüfus ve Sağlık Araştırmaları’na göre, Türkiye’de kızlarda evlenme yaşı 12’ye kadar düşmektedir. Bu evlilikler içerisinde ailenin onayı ile yapılan resmi evlilikler bulunsa da pek çoğu yalnızca sosyolojik evliliklerdir. 

Evlilik yaşı ile ilgili düzenlemeyi Türk Medeni Kanunu’nun 124.  Maddesi yapmaktadır: “Erkek ve kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir”. Bu maddeye göre, Türkiye özelinde çocuk gelinleri “on yedi yaşını doldurmadan evlenen kızlar” olarak tanımlayabiliriz. Madde öncelikle bu kızların evlenemeyeceğini söylüyor ancak daha sonra özel durumlarda hakimin izni ile ve mümkünse anne-baba onayı ile bu evliliklerin mümkün olabileceğini belirtiyor. Peki, anne babalar, onlar bu konuda ne kadar bilinçli? Ya da onlar ataerkil toplum düzeninin baskıcı yapısına ne derece karşı çıkabiliyorlar?  

Madem ki, bu evliliklerin pek çoğu yasal evlilikler değil, madem ki, yasal çocuk evlilikleri de ancak hakim kararı ve anne babanın rızası ile mümkün oluyor bu durumda üstünde durulması gereken nokta, belki yasal düzenlemelerden de çok, sosyal bilinçlenme. Anne-babaların bilinçlendirilmesi, zorunlu eğitim yılının arttırılması ve zorunlu eğitimin gerçekten uygulamada da zorunlu hale getirilmesi ile başlanabilir.

Yapılan araştırmalar, kız çocuklarının erken yaşta evlenmelerinin arkasında yatan önemli sebeplerden birinin de iktisadi gerekçeler olduğunu ortaya koyuyor. Ulusal ölçekte yapılan araştırmalar çocuk gelin vakalarının görülme sıklığının ailelerin iktisadi gücü ile ters orantılı olduğunu ortaya koyuyor. Olaya küresel ölçekte bakan araştırmalar ise erken yaş evlilikleri ile ülkelerin gelişmişlik düzeyi arasında benzer bir ilişki saptıyor.
Değişim yaratabilmek için yapılabilecek çok fazla şey var: yasal düzenlemeler ile bu evlilikleri zorlaştırmak ve kız çocuklarını bu evliliklere zorlayanlara ağır cezalar vermek, kız çocukları arasında eğitimi yaygınlaştırmak, ülke çapında iktisadi gelişmeyi yaygınlaştırmak yani bu gelişmeyi ülkenin her tarafına mümkün olduğunca eşit dağıtmak, ataerkil kültürün toplumda yerleştirdiği ve bireylere özümsettiği değerleri değiştirmek bunların başında geliyor. Yani hepimiz için yapacak bir şey mutlaka var.